Dede; iki harfin tekrarıyla oluşan, iki heceli kısacık bir kelime. Belki de, çabuk öğrenip çok kullanabilmemiz için böyle belirledi dedelerimiz bu kelimeyi. Doğduğumuz andan itibaren bizi anne ve babamız kadar seven, bizim için her şeyin en iyisini isteyen ve en ufak derdimizin bile onlar için büyük dert olduğu büyük insanlar.
Dedelerimiz, doğduğumuz andan itibaren en iyi dostlarımızdır aslında. Her bakımdan inanılmaz bir güçtür bizim için. Bir kere, onların hayatlarında yepyeni bir umut, yepyeni bir mutluluk kaynağıyızdır biz.
Bizi inanılmaz derecede, karşılıksız severler. Biz daha neyin ne olduğunu bilmezken onlar bizim için her şeyin en iyisini planlarlar. Büyürken kafamıza takılan kimi soruları anne-babamıza soramayıp kendimize en yakın gördüğümüz dedemize sorar, en büyük gözüken sorunlarımızı onlara çözdürürüz. Dedeler aslında mükemmel bir sistemin canlı, kanlı, dipdiri bir örneğidir. Hayatın her türlü tecrübesini en zorlu koşullarda yaşamış olan bu muhteşem insanlar, her konuda tecrübelerini incelikle gösterirler. Düşünün; "Biz de bu yollardan geçtik." diyen anne-babamıza "Biz de senin geçtiğin bu yollardan geçtik." diyebilecek yüce bir makama sahip insanlar.
Kimi zaman "kuşak çatışması" takma adıyla dedelerimizle ebeveynlerimizin de tartıştığı olur. Ama çoğu zaman görürüz ki, dedelerin tecrübeleri haklı çıkar. Aynı yollardan yıllar önce geçen dedeler, nokta atışlarıyla doğru yolu gösterirler. Kimi zaman masal gibi gelse de, kimi zaman uydurma olduğunu anlasak da, binlerce kez hikayelerini dinleyip de her seferinde aynı duyguları yaşadığımız nadide insanlardır dedeler.
Anne-babanın nerde, ne zaman öğreteceğine karar veremediği kimi şeyleri nazikçe öğretip kişiliğin temeline katkıda bulunan kişidir dedeler. Yeni bir umudun vermiş olduğu gençlik enerjisiyle ve sonsuz sevgisiyle bizi el üstünde tutan, huzuru bulduğumuz kucağın sahibi değerli kişiliklerdir. Ufacık bir üzüntümüzü bile içlerine akıttıkları gözyaşlarıyla, gülümseyerek ve var gücüyle def eden dağ gibi insanlardır dedeler.
Kimselerin engelleyemediği yaramazlıklarımızı ustaca buluşlarıyla bitirip, bize kendini, dizinin dibinde ağzı açık bir şekilde dinletebilen başarılı insandır dedemiz. Her sorunun cevabını bilen, bu cevapları da her zaman aynı tatlı dille söyleyebilen sevgi dolu dostumuzdur dedemiz.
Çekip gitmek istediğimiz zamanlarda sığınacağımız en güvenli limanımız, başımızı göğsüne yaslayıp, gözyaşlarımızı dökerek anne-babamızın anlayamadığı hislerimizi paylaştığımız sırdaşımızdır dedemiz.
Bitmeyen isteklerimizi bitmeyen enerjileriyle karşılarlar. Bir damla gözyaşımız onlar için büyük bir üzüntüdür. Bizi bizden daha çok düşünüp her önemli adımımızda yol gösterirler. Öyle önemliyizdir ki; bazen anne-babamızla bizim için tartışmaktan kaçınmazlar. Söylediğim gibi müthiş bir sistemin örneği olduklarından her dede inatçıdır. Çünkü onların fikirleri o kadar sağlam temellidir ki, dünya yıkılsa fikirlerinin temelleri yıkılmaz. O fikirler koskoca bir ömrün sonuçlarıdır.
Hayata başlarken farkında olmasak da her hareketimizi takip ettiklerini, sürekli akıllarında olduklarımızı zamanla anlarız. Onlar için biz müthiş bir enerji kaynağıyızdır. Onların en önemli amaçları bizim mutlu olmamız, doğru yerlerde olmamız, faydalı olmamızdır.
Hayattalarken onlardan öğrendiklerimin bir kısmı da bunlardı. Birbirimiz için ifade ettiklerimizin bunlar olduğunun farkına vardım.
Benim hayatımda çok büyük ve farklı bir yeri vardı dedelerimin. Bahsettiklerim hep yaşadıklarımın özetidir aslında. Anlatmakla bitmez bahsedebileceklerim. Türlü türlü dertlerim varken onların o sıcak bakışları, yumuşak elleri ve güven dolu sesleri en büyük destekmiş. Onca sıkıntıya rağmen bana her zaman içten gülümsemeyi öğreten kişiler onlarmış aslında. Şimdi hala sesleri kulaklarımda çınlıyor, gözleri üzerimde ikisinin de. İnanamıyorum yaşamadıklarına. Bir yerlerde karşılaşacağım sanki. Sesleniyorlar bazen, fikirlerini söylüyorlar, dinliyorum onları. Bana öğrettikleriyle yaşıyorum. Biliyorum ki, duaları beni koruyor hala.
Gözlerim dolup taşıyor, anılar gözümde canlanıyor, öyle uykuya dalıyorum. Rüyamda onlarla görüşüyorum. Uyandığımda ise hayal kırıklığı... Çok ama çok özlüyorum...
14 Ekim 2010 Perşembe
13 Temmuz 2010 Salı
Tesadüf var mıdır?
Ara ara durup bakarız öyle hayata. O su gibi akıp gittiğini söylediğimiz zaman durmaz ama. O arada, biraz fark atmış olur bize. Biz "Aman bir şeyi kaçırmayalım, yanlış yapmayalım!" derken bir şeyler yanımızdan geçer gider. Zaman öyle yıpratır ki insanı; biz de o çok istediğimiz şeylerden geçer gideriz bazen. Üstüne basıp geçtiklerimiz de olur istemesek de. Bir şey kaçırmayalım diye düşünmekten başka, kaçırdığımızı düşündüğümüz şeyleri de düşünürken duraksarız bazen. Yakalanan şey zaman mıdır? Biz mi zamanı çekip istediğimiz olayların üstüne koyarız yoksa zaman o olaylarla olacaktır da biz mi olaylara tanık oluruz?
Evden çıktıktan sonra cüzdanımı, kartımı ya da başka bir şeyi unuttuğumu fark edip geri döndüğüm çok oldu. O arada bir otobüs ya da metroyu kaçırmış oldum büyük ihtimalle. Baktım ki; bindiğim otobüste çok sevdiğim bir arkadaşım... Yine otobüsü kaçırıp bir sonrakine bindiğim bir gün, indikten sonra yol soran, şehir dışından gelmiş bir amca... Bir yol tarifi için elime zorla tutuşturduğu bir kitap, ayaküstü konuşulan memleket-hayat meseleleri... Geç kaldım diye koştururken patronun da geç kalması, haberleşsek bile ayarlayamayacağımız mükemmel bir zamanlamayla karşılaşmamız, şirkete birlikte arabayla gitmemiz... İki dakikada bir geçen metrobüste iş arkadaşımla karşılaşmak... Her zaman geçtiğim yol yerine farklı bir yoldan geçtiğimde bir yakınımla karşılaşmam ve önemli şeyleri paylaşmamız...
"Tesadüf var mıdır?" diye sordum yıllarca. Tesadüf kavramını anlayamadım belki tam olarak. Olayların aynı zamana denk gelmesi şans olabilir belki ama ben bu tip şeylere dikkat ettikçe, çok küçük ayrıntıların etkisiyle, olayların aynı zamana denk geldiğini ve bazen de içimden istediğim bir şeyin olmasına yardımcı bir olayın gerçekleştiğini gördüm. Bence olaylar çok ince bir şekilde işleniyor hayatta. Olayları inceleyip görmeye çalışanlar bunu görecektir bence. Yürekten istediklerimizin, biz umutla hareket ettikçe çok ufak bir şeyin etkisiyle bile gerçekleşebildiğini görebiliriz; hem de hiç beklemediğimiz bir zamanda...
Evden çıktıktan sonra cüzdanımı, kartımı ya da başka bir şeyi unuttuğumu fark edip geri döndüğüm çok oldu. O arada bir otobüs ya da metroyu kaçırmış oldum büyük ihtimalle. Baktım ki; bindiğim otobüste çok sevdiğim bir arkadaşım... Yine otobüsü kaçırıp bir sonrakine bindiğim bir gün, indikten sonra yol soran, şehir dışından gelmiş bir amca... Bir yol tarifi için elime zorla tutuşturduğu bir kitap, ayaküstü konuşulan memleket-hayat meseleleri... Geç kaldım diye koştururken patronun da geç kalması, haberleşsek bile ayarlayamayacağımız mükemmel bir zamanlamayla karşılaşmamız, şirkete birlikte arabayla gitmemiz... İki dakikada bir geçen metrobüste iş arkadaşımla karşılaşmak... Her zaman geçtiğim yol yerine farklı bir yoldan geçtiğimde bir yakınımla karşılaşmam ve önemli şeyleri paylaşmamız...
"Tesadüf var mıdır?" diye sordum yıllarca. Tesadüf kavramını anlayamadım belki tam olarak. Olayların aynı zamana denk gelmesi şans olabilir belki ama ben bu tip şeylere dikkat ettikçe, çok küçük ayrıntıların etkisiyle, olayların aynı zamana denk geldiğini ve bazen de içimden istediğim bir şeyin olmasına yardımcı bir olayın gerçekleştiğini gördüm. Bence olaylar çok ince bir şekilde işleniyor hayatta. Olayları inceleyip görmeye çalışanlar bunu görecektir bence. Yürekten istediklerimizin, biz umutla hareket ettikçe çok ufak bir şeyin etkisiyle bile gerçekleşebildiğini görebiliriz; hem de hiç beklemediğimiz bir zamanda...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
